Deniz Kızı Anna Masaj Salonu Hizmetinizde

01 Ocak 2010 Yazan Rahman Altun  
Kategori Güncel, MANSET

Deniz Kızı Anna Masaj Salonu sizlere;
•Bakımlı, anlayışlı, güvenilir ve güler yüzlü,
•Konularında uzman (sertifikalı),
•Hijyene önem veren,
•Müşteri memnuniyetini ön planda tutan,
•Ve tamamı genç bayanlardan oluşan





kadrosuyla en kaliteli hizmeti sunmayı kendine amaç edinmiştir.

İletişim

Deniz Kızı Anna Sauna ve Masaj Salonu

6065 Sokak No 7/A Yenigirne
Karşıyaka / İZMİR

Telefon : 0 (232) 382 6402     0 (232) 365 1900

MASAJ NEDIR?

Dilimizdeki masaj sozcugu Arapca dokunma anlamina gelen mass ve Yunanca yogurma anlamına gelen massein sozcuklerinden turetilmiştir. Masaj; deri, derialtı dokusu, kaslar, ic organlar, metabolizma, dolaşım ve lenf sistemlerinin mekanik ve sinirsel (refleks) yolla tedavi amaçlı uyarılması; çeşitli darbeler ve ovmalarla bölgesel kan dolaşımını artırma, damarları genişleterek dokuya daha fazla kan gelmesini sağlama yöntemidir. Masajla, yumuşak dokuları mekanik olarak uyararak sistematik manipülasyonlarla organizmada fizyolojik ve psikolojik etki yaratılır. Vücut yüzeyinde el, elektrik, su vb. aracılığı ile tedavi, bakım ve rahatlama sağlanır.

Masaj, keyif veya lüks değil, tıbbi bir ihtiyaç ve düzenli aralıklarla alınması gereken birkoruyucu tıbbi tedavidir.

Masaj, hasta veya yorgun bir organın rehabilitasyonu; aynı eski duruma dönmesi için, organizmanın üzerinde oluşturulan mekanik enerjinin derinlerde fizyolojik etkiler oluşturulması esasına dayanan bir terapi şeklidir.

Ülkemizde masaj çok geniş bir alanda yapılmakta ve yaptırılmaktadır. Bunların başında spor kulüpleri, saunalar, evler, hamamlar, kaplıcalar, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleri,hastaneler, oteller, tatil köyleri ve masaj merkezleri gelmektedir. Masaj, hemen herkes tarafından duyulmuş olan, çok kolaylıkla uygulanabileceği sanılan, en eski tedavi yöntemlerinden birisidir. Bir tedavi yöntemi olmasının yanı sıra, organizmadaki etkilerinden değişik şekillerde de yararlanmak mümkündür. Spor masajı da bunlardan birisidir.

MASAJIN FAYDALARI

Masaj, yara dokuları ve yapışıklıkların çözülmesi ve giderilmesinde, kas spazmı, tendon iltihabı, uykusuzluk ve nevrasteni durumlarında, kas krampları ve yaralanmalarda akut devreden sonra, migren, gerilim tipi ve hipertansiyona bağlı baş ağrılarında, ağrılı adet dönemlerinde, kabızlıkta ve ağrılı noktalarda uygulanabiliyor.

Masaj uygulamaları sırasında iki etki ortaya çıkar. Bunlardan ilki uygulama bölgesinde, bu bazı durumlarda tüm vücut bazı durumlarda ise belirli bölgelerde, oluşan ısı artışı ile oluşan kan dolaşımı hızlanmasıdır, diğeri ise, belirli bölgelere yapılan bası ile vücutta bazı hormonların salınmasının artması ve bu hormonların düzenleyici etkiler göstermesidir.

Masaj anında vena (toplar damar) sistemi 4 – 20 kat daha hızlı çalıştırıldığından dolayı kirli kanın kalbe ulaştırılması kolaylaştığından masajın kalbe ve toplar damarlara olan yardımı olağan üstüdür.

Masaj ile lenfa sistemi ve hormonel sistem tetiklendiğinden, vücuttaki tedavi edici maddelerin masaj yapılan bölgeye iletilip çalışma yapması sağlanarak, vücudun hastalıklara karşı direnci artırılmakta ve hasıl olan başlangıç aşamasında olan pek çok ciddi hastalıklar tedavi edilebilmektedir.

Masajın belki de gerekliliğini vurgulayan en mühim nokta, masajın pek çok olası ciddi sağlık sorununun oluşmasını engelleyebilme özelliğidir.

Masaj anında vücudun ürettiği doğal uyuşturucu olan ve morfinden daha etkili olan endorfin salgılanarak, masaj alan kişide olağan üstü rahatlama sağlandığından; psikolojik anlamda masajı yan etkisi olmayan bir antidepresan ve psikolojik terapi olarak görmek de mümkündür.

MASAJ ÇEŞITLERI

Klasik masajın sınıflandırmasında dinlendirme, tedavi ve spor masajı olmak üzere üç alt grubun tanımı yapılmıştır.

  • Dinlendirici Masaj: Günlük yorgunlukların çıkarılması ve toksinlerin atılaması için ister sauna sonrası istenirse günün herhangi bir saatinde yapılan masajlardır.
  • Tıbbi Masaj : Tedavi amacıyla yapılan masajlardır.Bir doktor tarafından yönlendirilen ve eğitim almış masörler tarafından yapılan masajlardır. Avrupa’da masaj, doktor tarafından hastanın reçetesine yazılabilen ve sigorta tarafından karşılanan bir tedavi şeklidir.
  • Spor Masajı: Sporcuların fizyolojik ve fizik gelişmelerinde etken olan bir masaj şeklidir. Spor masajı, klasik masajın bilinen beş temel hareketinden farklıamaçlara dönük planlanmasıyla oluşmuş bir kavramdır. Bu yönüyle spor masajı, hazırlık ma-sajı, sportif aktivite arası ve sonrası masajı olmak üzere üç grupta tanımlanabilir.Özel olarak ise çeşitli kültürlerden kaynaklanan ve farklı amaçlara yönelik İsveç (Klasik) Masajı, Thai masajı, Derin Doku Masajı, Refleksoloji, Aromaterapi, Spor Masajı, Anti Selülit Masajı, Lenf Drenaj, Bölgesel Masajlar, Boyun ve Sırt masajı, Acupressure, Ayurvedik Masaj, Chavutti Thirumal, Hint Baş Masajı, Lomi Lomi Hawaii Masajı, Shiatsu, Bali masajı, Tantra masajı, Tayland Masajı, Tay Yoga Masajı, Tui Na, Genel Masaj, Anti-stres masajı, Lenfdranaj masajı, Yüz masajı, Medikal masaj, Hamile masajı, Türk hamamı masajı, Hamam kürü, Kleopatra masajı (yosun ile), Sultan masaj (kil ile), Aloe vera masajı, Mandara masajı, Nefertiti masajı, Şarap terapisi, Çikolata terapisi, Kahve peeling ve kahve aroma, Küba masajı, Geleneksel Roma masajı, Altın terapi, Watsu, Sıcak taş masajı… gibi pek çok masaj sayılabilir.Masaj denilince özellikle ülkemizde maalesef oldukça sık akla gelen şey cinsellik, sex ve fantazidir. Dünyada yapılan araştırmalara göre sadece fantazi amaçlı alınan masaj %5 gibi ufak bir rakam iken, sağlık ve hastalık nedeniyle masaj alımı %70, turizm sektörü ise %20 gibi bir rakamdır. Avrupa’da masaj, doktor tarafından hastanın reçetesine yazılabilen ve sigorta tarafından karşılanan bir tedavi şeklidir. Bu nedenle masaj denilince akla cinsellik gelmesi çok yanlış bir kanıdır. Masaj terapisinin Etik Kurallar’a uygun gerçekleştirilmesi hem masaj yaptıran hem de masaj yapan için çok önemlidir.

    Klasik Masaj Teknikleri (Manipulasyonları)

    • Sıvazlama (Öfloraj, Stroking)
      • Yüzeysel öfloraj
      • Derin öfloraj
    • Yoğurma (Petrisaj, Kneading)
      • Sıkma
      • Esnetme
      • Yuvarlama
      • Çimdikleme (Pincing)
      • Sıkıştırma (Wringing)
      • Yuvarlama (Rolling)
    • Vuruş (Darbeleme, Tapotman, Perküsyon, Percussion)
      • El Kenarı İle
      • El Sırtı İle
      • Avuç İçi İle
      • Yumruk İle
      • Hacking (devamlı ve tempolu vurma)
      • Clapping (alkışlar gibi vurma)
      • Slapping (hafifçe vurma)
      • Tapping (hafifçe tıklar gibi vurma)
      • Beating (tempolu ve döver gibi vurma)
      • Pouding (havanda döver gibi vurma)
    • Noktasal Baskı (Friksiyon)
      • Sabit Noktasal Baskı
      • Dairesel Noktasal Baskı
    • Titreşim (Vibrasyon)
      • Sallama, silkeleme (Shaking)
    • Masajın Yapılamayacağı Durumlar

      Masajın kesinlikle doğru kişiler tarafından uygulanması gerekiyor. Yoksa uygulanan masaj dokulara zarar verebiliyor. Vücudun bir bölgesinde tam anlamıyla kaynamamış bir kırık varsa kırığın yeniden büyümesine neden olabiliyor, damar tıkanıklığı varsa pıhtı atma riskinin artmasına yol açabiliyor, kaslarda yırtılmalar ve zedelenmeler de oluşabiliyor. Yanlış uygulanan masaj hiçbir vücuda hiçbir yarar sağlamıyor.

      Damar darlık ve tıkanıklıklarında, kanama eğilimi ve pıhtılaşma bozukluklarında, eklem zarı iltihaplanmalarında, deri enfeksiyon ve hastalıkları, kanser, akut enfeksiyon hastalıkları ve akut yaralanmalar masajın uygulanamayacağı durumlar. Ayrıca yemeğin hemen ardından masaj uygulatmak da zararlı.

      MASAJ TARIHI

      Masaj, öncelikle insanın dokunulma ihtiyacını karşılamada etkin bir uygulama olarak binlerce yıldır süregelen bir etkinlik olarak varlığını sürdürmektedir. Çünkü insan teması hem kişiye güven duygusu aşılamada hem de pozitif elektrik aktarımı yoluyla kendini çok daha iyi hissetmesini sağlamada önemli bir unsurdur.

      Masajın bilinen ilk uygulamalarının İ.Ö. 3000’li yıllarda Çin ve Hindistan’da yapıldığı bilinmektedir. Bu konuda bilinen ilk yazılı kaynaklar ise eski Yunan hekimleri tarafından ele alınmıştır. Eski Yunan’da “massein” sözcüğü yoğurma anlamına gelmekteydi. Bilindiği gibi masajın en belirgin manuplasyonu yoğurmadır. O dönemden günümüze masaj, günlük yaşamda rahatlama ve gevşeme amacı ile uygulanmış bir etkinliktir. Bununla birlikte masajın tedavi edici özelliğinden de yüzyıllardır faydalanılmaktadır.

      Değişik amaçlarla Hint, Çin, Pers, Grek ve Mısırlılar masajı kullanmışlardır. Masajın kelime kökeni bu eski medeniyetlere dayanır. Hint dilinde “masser”, Arapçada “mess” , İbranicede “meshes”, Yunancada “massein” kelimeleri sıvazlama ve yoğurma anlamına gelir. Antik dönemde ege uygarlıklarında zeytinyağıyla karıştırılan güzel kokulu otlarla masaj yağları hazırlanırdı. Homeros ünlü İliada Odesa destanlarında kahramanların yıkandıktan sonra vücutlarını güzel kokulu yağlarla ovduklarını belirtmiştir. Eski Yunan’dan başlayarak, Roma İmparatorluğu döneminde de özellikle olimpiyat oyunları ve her türlü spor karşılaşmaları sırasında da masajdan yararlanılmıştır. O dönemde sporcular karşılaşmadan önce hazırlayıcı yağ ile ovulurdu.

      Kültürümüzde daha çok hamam kültürü içinde keseleme, kol ve bacak germe, bazen de darbeleme şeklinde “masaj” yapılmıştır.

      Günümüzde tüm dünyada tanınan masaj tekniklerinin hepsi doğu kökenli olmakla birlikte batı kültürü tarafından dünyaya sunulmuş, bilinir hale gelmesi son 50-60 yıl içinde yine batılılarca gerçekleştirilmiştir.

      Günümüzde uygulanan klasik masaj (Rus-İsveç masajı) özellikle 19. yüzyıl başlarında şekillenmeye başlamıştır ve yüzyılın son döneminde özellikle Hoffa tarafından karakteristik masaj manuplasyonlarının tanımlamaları yapılmıştır. Öfleraj, Petrisaj, Friksiyon, Perküsyon ve Vibrasyon olarak sınıflandırılan temel masaj hareketleri günümüze dek geliştirilerek çeşitli yöntemler uygulanmıştır. Günümüzde uygulanan masaj tekniklerinin temelleri bu beş manuplasyon tekniğine dayandığından klasik masaj, diğer tüm masaj tekniklerinin temelini oluşturmaktadır.

      Uzakdoğu kökenli masajlar ise batı tekniğinden çok beden-ruh-düşünce üçgenindeki uyumu korumaya yönelik daha çok spirituel nitelikleri ağır basan uygulamalar olarak binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşmıştır. Özellikle kullanılan aromatik yağlar ile vücutta yaratılan dokunma etkisine ek olarak koku ile de etkime yaratma düşüncesi ağırlık kazanmaktadır.

      Ülkemizde gerçek spa kültürü kaplıcalar ve türk hamamları ile büyük ölçüde oturmuş, kendine has nitelikleri bulunan ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Ancak ne yazık ki bu zengin kültür zamanla gözden düşmüş, spa anlayışı batıdan ithal edilerek tamamen farklı bir alana ilgi duyulmaya başlanmıştır. Oysa ki suyla gelen sağlık anlamına gelen SPA (sanus per aquam) türk hamam kültüründe zaten vardır, tek yapılması gereken biraz daha ilgilenilip ön plana çıkartılması ve günümüz beklentileri ile örtüştürülerek geliştirilmektir.

  • MASAJ CEŞITLERI

    EsteSpa Day SPA Merkezimizde uygulanan masaj turleri:

    İsvec masaji : Genellikle vucudun gune zinde baslamasına ya da yasamın gundelik yorgunluk ve sikintilarindan kurtulmak amaci ile yapılan genel dinlenme ve gevşeme yöntemi olarak kullanılan masaj türüdür. Burada önemli olan kişinin rahatlatılabilinmesi ve bulunduğu ortamdan keyif almasının sağlanmasıdır. Batı tekniği ile yapılan ve genellikle masaj yağları kullanılarak yapılan bir masaj olup nadir durumlarda tercih halinde kayganlaştırıcı kullanılmadan da yapılabilen bir masajdır. Süresi yaklaşık 60 dakikadır.

    Spor masajı : Sportif etkinliklerde, etkinlik öncesinde veya sonrasında ve hatta hızlı ve sınırlı olmak kaydı ile etkinlik sırasında da yapılan bir masajdır. Spor masajını klasik masajdan ayıran en önemli özellik ritm, süre ve bası miktarının değişik olmasıdır. Bu masaj türünde uyarıcı amaçlı hareketler çoğunluktadır ve yapılan spor göre farklılıklar gösterir. Süre bölgeye göre değişmektedir.

    Aromaterapi masajı : Bitki özlerinden elde edilmiş karışımlardan hazırlanan masaj yağlarını kullanılarak uygulanan bir masaj yöntemidir. Bu masajda dikkat edilen, temponun düşük ve hareketlerin şiddetinin hafif olmasıdır. Rahatlatıcı, gevşetici ve dinlendirici bir özelliğe sahip bir masajdır. Bu masajda oluşan etki hem yapılan temas hem de uygulanan yağın kimyasal özelliği ile olmaktadır. Farkı amaçlar için elde edilmiş yağlar masaj yağları ile belli oranlarda karıştırılarak uygulanmaktadır. Süre yaklaşık 60 dakikadır.

    Thai masajı : Temel yapısını Hint Yoga ve Çin geleneksel tıbbının oluşturduğu bu masajda çoğunlukla bası ve germe hareketleri yapılmaktadır. Giyinik olarak yarı sert bir zeminde yapılamaktadır. Altmış çeşit germe, çekme, esnetme ve bası hareketleri uygulanabilen bu masaj bir buçuk saatten dört saate kadar sürebilen bir zaman diliminde yapılıp, masaj sırasında kişide her ne kadar rahatsızlık uyandırmaktaysa da uygulama sonrasında ciddi derecede fark edilebilir bir rahatlama olmaktadır.

    Refleksoloji : Ayaklar vücudumuzun aynasıdır prensibinden yola çıkılarak belirginleşen ve uzak doğu geleneksel tıbbının değişilmez bir parçasını oluşturan bu masajda ayak tabanında belirli noktalara bası uygulanmaktadır. Ayakta her bir nokta vücutta belli organ ve dokuları temsil eder. Refleksoloji, bir tür denge masajıdır ve kişinin kendisini fiziksel, duygusal ve ruhsal olarak iyi hissetmesini sağlar. Ayakta belli noktalara kişinin verdiği tepkiler göre sorunlar tespit edilip onarılmaya çalışılır. Süre yaklaşık 30 dakikadır.

    Derin doku masajı : Bu masaj manüplasyonların temposunun düşük ancak hareketlerin şiddetinin fazla olduğu bir masaj türüdür. Vücuttan toksin atmada çok etkin bir tür olup özellikle sert masajdan hoşlanan kişilerin tercih ettiği bir masadır. Masaj sırasında sert bası uygulanan kaslar üzerinde durularak vücudun dengesi sağlanmaya çalışılır. Süre yaklaşık 60 dakikadır.

    Anti Selülit masajı : Selülit tedavisinin en önemli ayağı masajdır. Selülit oluşumunun başlıca nedeni dolaşım bozukluğudur. Kan ve lenf dolaşımındaki bozukluk ve yağ dokusundaki artış toksik madde birikimine yol açar. Selülit Masajı kan ve lenf dolaşımını harekete geçirir ve dokuların taze oksijen ile dolmasını sağlar.

    Bölgesel masajlar : Baş – boyun, ense – omuz – sırt, sırt – bel, kol ve bacak gibi bölgelere yapılan ve genellikle bölgesel sorun olan bölgeye yönelik tedavi edici bir masaj uygulamasıdır.Rahatsızlık tespit edildikten veya doktor kontrolü ve tavsiyeleri doğrultusunda belirlenen bir program eşliğinde uygulanır. Süre yaklaşık 30 dakikadır.

    Diğer Masaj Teknikleri ve Çeşitleri

    Merkezimizdeki masaj terapistleri (masör ve masözler) sadece uzmanlık eğitimi ve sertifika alınan yukardaki masaj tekniklerini uygulamaktadır. Ancak farklı kültürlerden kaynaklanan ve farklı amaçlara yönelik daha pek çok masaj türü vardır:

    Anti-stres masajı, Aroma relax masaj, Ayurveda, Ayurvedik Masaj, Bali Masajı, Champissage (Çampisaj, Baş masajı), Chavutti Thirumal, Craniosacral masajı, Çikolata terapisi, Hamam kese, Hamile masajı ve Bebek masajı, Hint Baş Masajı, Holistik Vücut Masajı, Hu Na Hawai Masajı, Kahve terapi, Klasik Masaj, Kleopatra masajı (yosun ile), Küba masajı, Lenf Drenaj (lenfatik drenaj), Lomi Lomi Masajı (Lomi Lomi Hawaii Masajı), Mandara masajı, Medikal masaj (tıbbi masaj), Nefertiti masajı, Reiki, Geleneksel Roma masajı, Sıcak Taş Masajı, Soğuk Taş Terapisi, Shiatsu, Shirodhara Masajı, Sultan masajı (kil ile), Şarap terapisi, Tantra masajı, Tayland Masajı, Tay Yoga Masajı, Tui Na, Watsu, Yüz masajı…



  • http://www.denizkizianna.net

    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: +1 (from 1 vote)

    Çaykur Rizespor 1-2 Fenerbahçe maçının özeti ve Golleri 12 Ağustos 2009

    12 Ağustos 2009 Yazan Rahman Altun  
    Kategori MANSET, spor

    Fenerbahçe, Rize Yeni Şehir Stadı’nın açılış maçında Bank Asya 1. Lig takımlarından Çaykur Rizespor’u 2-1 yendi.
    Devamını oku

    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0 (from 0 votes)

    Gül, Askere Sivil Yargı’nın önünü açtı

    09 Temmuz 2009 Yazan Rahman Altun  
    Kategori Güncel

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, askere sivil mahkemelerde yargılanma yolunu açan düzenlemeyi de içeren 5918 sayılı ”Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u onayladı.

    Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Başbakanlığa gönderilen yazıda, ”Bu düzenlemenin uygulanmasında askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin de yapılmasında fayda görülmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız, belirtilen hususlarda gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasının uygun olacağını belirtmişlerdir” denilerek, ”yeni yasal düzenleme ihtiyacına işaret edildiği” bildirildi.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını da içeren ”Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi.

    Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, ayrıca Başbakanlığa gönderilen bir yazıyla Cumhurbaşkanı Gül’ün bu düzenlemenin uygulanmasında askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin de yapılmasında fayda gördüğü, gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasının uygun olacağını belirttiği kaydedildi.

    İŞTE ÇANKAYA’DAN YAPILAN AÇIKLAMA

    Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Gül, 5918 sayılı ”Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u onaylayarak yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi.

    Açıklamada, Başbakanlığa gönderilen yazıda şunların kaydedildiği belirtildi:

    ”Anılan kanun ile yapılan diğer düzenlemelerin yanında, asker olmayan kişilerin barış zamanında askeri mahkemelerde yargılanmalarına son verilmiş; ayrıca, asker kişilerin barış zamanında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250′nci maddesi uyarınca görev yapan ağır ceza mahkemelerinin yargı yetkisine giren bir suçu işlemeleri durumunda, bu mahkemeler tarafından yargılanmaları öngörülmüştür.

    2008 yılında Avrupa Birliği Komisyonu tarafından yayımlanan Katılım Ortaklığı Belgesinde yer verilen ve kısa vadeli öncelikler arasında bulunması sebebiyle 2009 yılı sonuna kadar gerçekleştirilmesinde yarar görülen ‘Askeri mahkemelerin yetkisinin askeri personelin askerlikle ilgili görevlerine hasredilmesi’ maddesi gereğince bu düzenlemenin yapıldığı anlaşılmaktadır.

    Yapılan düzenlemenin, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun ‘Genel görev’ başlıklı 9′uncu maddesindeki, askeri mahkemelerin ‘kanunlarda aksi yazılı olmadıkça’ maddede belirtilen suçlara ait davalara bakmakla görevli olduklarına ilişkin hükümle de uyumlu olduğu görülmektedir.

    Bununla birlikte, bu düzenlemenin uygulanmasında askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin de yapılmasında fayda görülmektedir.

    Sayın Cumhurbaşkanımız, belirtilen hususlarda gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasının uygun olacağını belirtmişlerdir.”

    Açıklamanın sonunda, bu yazıyla ”yeni yasal düzenleme ihtiyacına işaret edildiği” vurgulandı.

    KANUNUN İÇERİĞİ

    Cumhurbaşkanı Gül’ün onayladığı 5918 sayılı ”Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, asker kişilerin, barış zamanında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 250. maddesi uyarınca kurulan ağır ceza mahkemelerinin yargı yetkisine giren bir suçu işlemeleri halinde bu mahkemeler tarafından yargılanmasını öngörüyor. Savaş ve sıkıyönetim halinde işlenen suçlarda ise askeri mahkemelerin yargı yetkisi korunuyor.

    Kanuna göre, barış zamanında asker olmayan kişilerin, Askeri Ceza Kanunu veya diğer kanunlarda yer alan askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemesi durumunda, asker olmayan kişilere ilişkin soruşturmalar Cumhuriyet Savcıları, kovuşturmalar ise adli yargı mahkemeleri tarafından yapılacak. Düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanacak.

    Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu, uyarıcı madde imal ve ticareti ile bu suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama suçları; ağır ceza mahkemelerinde görülecek.

    Uzlaştırma kapsamına giren bir suç, bu kapsama girmeyen bir başka suçla işlenirse, uzlaşma hükümleri uygulanmayacak.

    YURT DIŞINDA RÜŞVET VEREN TÜRK VATANDAŞI

    Kanuna göre, rüşvet suçu, Türk vatandaşı ya da yabancının yurt dışında işlemesi halinde Türk kanunlarının uygulanacağı suçlar arasından çıkarıldı. Böylece bir Türk vatandaşı, yurt dışında rüşvet verirse, Türkiye’de bulunması halinde, kovuşturma için Adalet Bakanının iznine gerek kalmayacak.

    Kanun, bir kişinin, suçtan elde ettiği veya suçun konusunu oluşturduğu eşyayı, suç tamamlandıktan sonra edinmesinde, iyiniyetli olup olmadığına bakılmadan elindeki eşyaya el konulmasının da önüne geçiyor. Suç teşkil eden eşya ve maddelerin müsadere edilmesi için eşyayı daha sonra edinen kişi, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan ”iyi niyetin korunması”na ilişkin hükümlerinden yararlanamayacak.

    Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer mal varlığı değerini, bu suçun işlenmesine katılmayan ancak satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.

    YABANCIYA RÜŞVET, ETKİN PİŞMANLIK DIŞINDA

    Yabancı kamu görevlilerine rüşvet verenler, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacak.

    Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamada öncül suçların alt sınırı, 1 yıldan 6 aya indirildi. Alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizleyen, meşru bir yolla elde edildiği kanaati uyandırarak çeşitli işlemlere tabi tutan kişi, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılacak.

    Kanun, TCK’ya yeni bir suç tanımlaması eklendi. ”Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama suçunun konusunu oluşturan mal varlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak” fiilleri ayrı bir suç olarak tanımlandı. Bu suçları işleyenlere, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.

    TÜZEL KİŞİYE DE CEZA

    Bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi ya da tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, zimmet, kaçakçılık, petrol kaçakçılığı, terörün finansmanı gibi suçları tüzel kişinin yararına işlerse, tüzel kişiye de idari para cezası kesilecek. Bu suçların tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, ayrıca bu tüzel kişiye 10 bin liradan 2 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.

    İdari para cezasına karar vermeye, bu suçlardan yargılama yapmakla görevli hakim yetkili olacak.

    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0 (from 0 votes)

    Key ödemelerinde 2. tur başlıyor

    01 Haziran 2009 Yazan Rahman Altun  
    Kategori Güncel

    KEY’de 6 milyon vatandaşı ilgilendiren ikinci tur ödemeleri için listeler belli oldu. Emlak Bankası’nın, listeleri inceleyip ödemeyi yapacağı tarih belirlendi.
    Devamını oku

    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0 (from 0 votes)

    İlköğretimler SBS için artık son hafta!

    31 Mayıs 2009 Yazan Rahman Altun  
    Kategori EĞiTiM, Güncel

    İlköğretim 6.,7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören öğrencilerin katılacağı Seviye Belirleme Sınavı (SBS) için geri sayım başladı. İlk kez uygulanacak sistemle ilgili soruların yanıtları:
    Devamını oku

    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0 (from 0 votes)

    Live Search sil baştan!

    27 Mayıs 2009 Yazan Rahman Altun  
    Kategori TEKNOLOJİ

    Arama motoru için büyük yatırımlar yapan Microsoft, son olarak bir isim değişikliğine daha gitmeyi planlıyor. Bu isme alışsanız iyi olur.

    Devamını oku

    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0 (from 0 votes)

    Başörtülünün derdini anlatmak Katolik Hailey’e kaldı!

    14 Mayıs 2009 Yazan Rahman Altun  
    Kategori HABERLER

    22 yaşındaki Amerikalı akademisyen Hailey Woldt, Müslümanların Amerikan toplumundaki yerini araştırmak amacıyla yürütülen bir proje kapsamında Türkiye’ye geldi. Görüşme yapmak için İstanbul Üniversitesi’ne de ziyarette bulundu. Yanında da yine aynı araştırmada yer alan Amerikalı Müslüman arkadaşı Hadiya vardı. Hadiya, başörtülü olduğu için üniversiteye alınmadı.

    Bu durumdan bir hayli rahatsız olan ve Amerika’daki tesettürlü kadınların ne tür muameleye maruz kaldığını merak eden Hailey, aylarca süren bir araştırmaya koyuldu. Onların yaşadıklarını daha iyi anlayabilmek için başını örttü ve bazen de uzun bir pardösü giydi. Bu haliyle ABD’nin çeşitli şehirlerinde dolaştı. Kalabalık ortamlara girdi. İşte Katolik başörtülü Hailey’in izlenimleri…

    Washington Universitesi, İbn-i Haldûn Araştırmaları Merkezi’nin kurucu başkanı Prof. Dr. Akbar Ahmad, 5 öğrencisiyle birlikte Journey into America (Amerika’ya Yolculuk) başlığı altında bir proje çalışması yapıyordu. Projenin gayesi Müslümanların Amerikan toplumundaki yerini araştırmaktı. Araştırmayı yaparken Türkiye’nin de arasında olduğu, 8 ayrı ülkeyi ziyaret edildi. Amerika’da da 70 kadar şehirde çeşitli araştırmalar yapıldı, gözlemlerde bulunuldu. Dış ülkelere yaptıkları seyahatlerin gayesi ise o ülke vatandaşlarının Amerika hakkındaki düşüncelerini anlamaktı. Amerika’da gittikleri şehirlerde, öncelikle camileri gezip şehirdeki Müslümanlarla bir arada bulundular. Onların Amerika’daki yaşam tarzlarını ve yerli Amerikalılarla münasebetlerini değerlendirdiler.

    Dallas’ta Müslüman kadınların toplantısına katılan Hailey Woldt, ‘Örtülü kadınların, kıyafetlerinden gurur duyduklarını hissettim.’ diyor.

    Hailey bir akademisyen

    Öğrencilerden ikisi kadın. Bunlardan Hailey Woldt, 22 yaşında uzun boylu, mavi gözlü, kumral bir genç kız. Dallas doğumlu, Georgetown Üniversitesi Dış İlişkiler bölümünden Müslüman–Hıristiyan İlişkileri sertifikası alarak Magna Cum Laude (onur öğrencisi) derecesiyle mezun olmuş. Amerikan Üniversitesi’ndeki araştırma görevinin yanı sıra Georgetown Üniversitesi’ndeki Din Barış ve Dünya Olayları Merkezi için araştırma yapmaya devam ediyor. Neşredilmiş makaleleri ve konferansları var.

    Amerika’ya Yolculuk projesi kapsamında İstanbul’a gelen Hailey, kente hayran kaldı. İnsanlarını pek sevdi. Camileri ziyaret etti. AK Partili hanımların toplantılarında bulundu. Onlarla başörtüsü problemini ve politikayı tartıştı. Aralarında doktor, hukukçu gibi profesyonellerin bulunduğu bu kadınlardan hep takdirle bahsediyor. İstanbul Üniversitesi’ne ziyarete gittiklerinde karşılaştığı üzücü olayı hayatı boyunca unutmayacağını söylüyor Hailey. Kendisi gibi Amerikalı olan, ancak Müslüman olduğu için başörtülü olan arkadaşı Hadiya’nin üniversitenin kapısından içeriye alınmamasına hala bir anlam veremiyor.

    Bir katolik tesettüre giriyor

    Hailey, bu olaydan sonra ABD’deki tesettürlü kadınların ne tür durumlarla karşı karşı kaldığını merak etmeye başlar. Bunu daha iyi anlayabilmek için kendisi de onlar gibi giyinmeye karar verir. Bu düşüncesini hocasına anlattığı zaman Dr. Akbar Ahmad, onu takdirle karşılar. Biraz daha dikkat çekmek için siyah bir başörtüsü ve yere kadar uzun bir pardösü giyer. Bu kıyafetle gideceği yerleri de özellikle kalabalık merkezî ortamlar olarak seçer. Mesela, Miami havaalanına grup arkadaşlarıyla birlikte gittiklerinde etrafındaki insanların ona meraklı bakışlarıyla karşılaşır. Güvenlikten de rahatlıkla geçer.

    Washington Universitesi, İbn-i Haldûn Araştırmaları Merkezi’nin kurucu başkanı Prof. Dr. Akbar Ahmad, aralarında Haliey Woldt’un da bulunduğu 5 öğrencisine, ‘Müslümanların Amerikan toplumundaki yeri’ konulu bir proje yaptırdı.

    Hailey bir diğer sefer tesettür deneyimi için Alabama’da küçük bir şehre gitmeye karar verir. Çünkü Alabama yabancılara karşı ters tutumlarıyla bilinen bir eyalet. Bir pazar günü yalnız başına bir restorana girer. Masaları, kiliseden çıkıp yemeğe gelen müşteriler doldurmaya başlamıştır. Hailey içeri girdiğinde insanlar başlarını kaldırıp bakar ama sonra hiç bir tepki vermeden yemeklerine devam eder. Ayaktaki bir hanım Hailey’i görünce önce şaşırır ama sonra kendini toparlayıp gülümser. Bu tecrübelerden sonra Hailey kıyafetini daha da benimsemiş.

    Hailey Dallas’ta…

    Hailey, projenin son durağını, bizim de bulunduğumuz, Dallas olarak belirledi. Hailey’le birlikte cuma namazına gittik. İslami kıyafetini çok güzel taşıdığı için cemaat içinde hemen dikkati çekti, hanımlardan iltifat aldı. Hailey’e, cumartesi akşamı ailesi ve Dr. Ahmad’la beraber bizdeki yemekte “Tesettürlü bir hanım kıyafetiyle insanların arasına girdiğinizde neler hissettiniz?” diye sorduk. “Müslüman ülkelere yaptığımız seyahatlerde, cami ziyaretlerinde saygıdan dolayı başımı örtüyordum. Ancak, Amerika’da toplum içine başörtüsü ve pardösü giyerek çıkmak ilk anda beni endişelendirdi. Ama projem için yapmam gerektiğine inanıyordum. Dışarı çıktığımda kendimi güçlü ve emniyette hissettim. Sanki kendime güvenim daha da artmıştı.” diyor.

    Akademisyen Hailey Woldt 22 yaşında. Dallas doğumlu, Georgetown Üniversitesi Dış İlişkiler bölümünden Müslüman–Hıristiyan İlişkileri sertifikası alarak onur öğrencisi derecesiyle mezun olmuş.

    “Peki bu tecrübenizden sonra, örtülü hanımlar için ne düşündüğünüzü bizimle paylaşır mısınız?” diye sorduğumda, “Örtülü hanımların kuvvetli bir karaktere sahip olduklarını fark ettim. Batılıların düşündüklerinin aksine, onların hiç de baskı altında olmadıklarını anladım. Kendilerinden emin ve kıyafetlerinden dolayı gurur duyduklarını hissettim.” cevabını veriyor.

    Biz de Hailey’i cesaretinden dolayı tebrik ediyor ve bütün Müslüman hanımlar adına teşekkür ediyoruz.

    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
    VN:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0 (from 0 votes)

    Sonraki yazılar »